‘Hayat bazen çok acımasız.’ Çok kötü bir günümde bir yakınım böyle söylemişti bana. Ne yapmam gerektiğine bir türlü karar veremiyordum, önümü net göremiyordum. Hayat acımasızlıklarla insanı sınar.
İnsan en önce kendisini düşünecek. Acımasızlık burda. Karşındakine vermek isteyip, ama gerçekten veremeyeceğini bilmek… Veya verdiğinin bir işe yaramayacağını bilmek… Veya ne versen yetmeyeceğini, karşındakinin senden daha fazla isteyeceğini bilmek… Taa ki verecek birşeyin kalmayana kadar. Veya ısrarla istenen şeyin esas sorunu çözmeyeceğini bilmek…
Dün hayvanat bahçesinde uzun uzun kozadan çıkmaya çalışan kelebekleri ve de yumurtadan çıkmaya çalışan civcivleri seyrettim. İçim eridi. Sanki bir ömür sürüyor. Uzanıp da yardım etmek geliyor içimden, ama erişemiyorum… Epey bakmama rağmen gitme vakti geldiğinde ne kelebekler kozadan çıkmayı becerebilmişlerdi ne de civcivler yumurtalarının kabuklarını tamamıyla kırıp dışarı çıkabilmişlerdi… İki tane civciv vardı yumurtalarından zaten çıkmış olan. Ama o kadar bitkin görünüyorlardı ki… Sanki ölecek gibiydiler. ‘Bunlara niye birisi su vermiyor?’ diye geçirdim içimden. Tam o anda duvardaki bir yazı dikkatimi çekti: ‘Yeni doğan civcivler yumurtadan çıkınca bir süre hiç birşey yemez ve içmezler. Ama canlanınca sanki en doğal şeymiş gibi yemlerini yiyip su içmeye başlarlar.’
Civcivleri bilmiyorum, ama kelebek kozaları için derler ki: ‘Eğer kelebeğin kozasından çıkmasına yardım ederseniz, o kelebek uçamaz.’ Kelebeğin kozadan çıkmak için verdiği savaş, onun özgürce uçmasına sebeptir.
İlişkilerimizde bazen biz de kaş yaparken göz çıkarabiliyoruz.
Sağlıklı ilişkilerin temelinde olması gerekenler: karşılıklı saygı, dürüstlük ve açıklık. Zaman içinde bu 3 özellik ilişkide karşılıklı güven duygusunun oluşmasına yol açar. İlişkide bu 3 temel esas alınmaz ise karşılıklı güven oluşması çok zordur.
Bazen anı kurtarmak için dürüstlükten veya açıklıktan feragat ederiz. Sebeplerimiz arasında karşımızdaki insanı korumak amacı olsa bile dürüst ve açık olmamak güvensizlik yaratır. Çocuklarımıza kötü haber vermek istemeyiz, bazı şeyleri saklarız onlardan, çünkü onları üzmek istemeyiz. Fakat bu davranış ilişkinin temelinde gizli çatlaklar oluşturur. Haber ne kadar kötü olursa olsun, onu bir şekilde söyleyebilmeliyiz. Bu da ebeveyn olarak bizim imtihanımız—tabii ki çocuğumuzla olan ilişkimiz bizim için önemli ise…
Sağlıklı bir ilişki için karşılıklı sevgiye gerek yoktur. Bilakis sevgi bazen ilişkiyi zedeleyecek kararlar aldırtabilir bize… Çünkü beraberinde koruma ve kollama hislerini de getirir.
Sevgiyi kalbimizin içinde koruyacağız. Hayatımıza sevgi dolu yaklaşacağız fakat ilişkilerimizde sevgiyi değil saygı-dürüstlük-açıklık 3’lüsünü temel alacağız. Olur da ilişki gün gelir zarar görürse, karşımızdakine karşı duyduğumuz sevgi daima bizle kalacak.
İçinde bulunduğumuz ilişkilerde aynayı iki taraflı tutmak gerekir. Eğer ilişkide problemler varsa, önce iyicene bir kendimize bakacağız:
- Karşımdakinin kararlarına, kişiliğine saygı duyuyor muyum? (Karşımdakini dinliyorum ve kendi fikirlerimin doğruluğunda ısrar etmeyip karşımdakini değiştirmeye çalışmıyorum.)
- İçinde bulunduğumuz problemli durumda ben dürüst müyüm?
- Kartlarımın hepsini masaya açıp karşımdakine gösterdim mi?
Maalesef içinde bulunduğumuz bu dünyada çoğu ilişkilerde bu soruların cevapları ‘evet’ değil. Olmak zorunda da değil, fakat bizim için gerçekten önemli insanlar varsa hayatımızda ve onlarla gerçek, içten ve samimi bir ilişki içinde olmak istiyorsak bu soruların cevaplarının hepsinin evet olması gerek. Eğer bu cevaplara evet diyemiyorsak, evet diyebilmek için iletişim kanallarımızı açmamız gerek. Bu hiç kolay olmayabilir. Karşımızdaki bunu kabul etmeyebilir, gerçekleri duymak sinirlendirebilir… Bazen doğru olanı yapmak herkesi zorlayabilir. İnsanın kendi kendine dürüst olabilmesi bile zorken, karşısındakine dürüst olabilmesi? İşte bu yüzden ilişkiler zordur.
Eğer bu 3 soruya gönülden evet cevabı verebildiysek ve ilişkide hala problem varsa, o zaman karşımızdakine bakacağız. Fakat bunu da kendi içimizde yapacağız:
- Benim kararlarıma ve kişiliğime saygı duyuyor mu? (Beni dinliyor ve kendi fikirlerinin doğruluğunda ısrar etmeyip beni değiştirmeye çalışmıyor.)
- Bana karşı dürüst mü?
- Bütün kartlarını masaya açtı mı yoksa sakladığı başka şeyler de mi var?
Son 2 sorunun cevabını tam olarak hiç bir zaman bilemeyiz—sadece bazen belki hissedebiliriz, çünkü kimse kimsenin içini tam olarak bilemez. Fakat 1. sorunun cevabını hemen bilebiliriz. Karşımızdaki kendisinin haklı olduğunda ısrar edip, bizim kararlarımızı değiştirmeye çalışıyorsa, o zaman bilin ki karşınızdaki size saygı göstermiyor.
Diyelim ki her iki taraf da birbirinin iyiliği için bazı şeylerde ısrar ediyor ve aklınca karşısındakini ‘doğru’ yola getirmeye çalışıyor. Allah insanları özgür iradeyle yaratmış. Allah’ın bize kul olarak verdiği doğru ve yanlış davranma özgürlüğünü kul kulun elinden nasıl alabilir?
Eğer bir ilişkide siz elinizden gelen 3 temele göre davrandığınız halde karşınızdakinin size saygı duymadığını hissediyorsanız, ilişkide bir geri adım atma zamanı gelmiş demektir. Biraz bekleyin. Kelebek kozadan çıksın. Sizin yardımınız olmadan uçsun. Eğer dönüp de sizin pencerinize konarsa ne mutlu size…
–